FELEK

Yamansın  her  zaman  aldattın beni.

Kah düşürdün, kah kaldırdın felek.

Mecnun’sun  diyerek  Leyla peşinden

Issız  vadilere saldırdın felek!

Rehbersin  dedin  ben  ise kördüm

Elimle başıma çok çorap ördüm.

Kendimi  bıraktım  alemi  gördüm

Hesapsız günahlar aldırdın felek!

Şifadır dedin zehir tattırdın

Gençliğin okunu boşa attırdın

Körlerin  yurdunda  ayna  sattırdın

Çıkmaz  sokaklara daldırdın felek!

Barışmadı  gönlüm  merd  ile zenle

Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle

Hicran köşesinde bozuk düzenle,

NEYZEN’ e her telden çaldırdın felek!

Neyzen Tevfik

YILLAR SONRA  ÖĞRENDİM Kİ

Yıllar sonra öğrendim ki; kimseyi  seni  sevmeye  zorlayamazsın .  Kendinizi sevilecek insan yapabilirsin,  gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki;

Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika. İnsanın başına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.  Karşılık  vermek,  düşünmekten daha kolay.

Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek, hangisi son görüşmen olacak bilmiyorsun. Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığı uzun yıllar sürüyor.  Bazen  başkalarını  affetmek yetmiyor, insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki;

Her  problem  kendi içinde bir fırsat saklar ve problem fırsatın yanında cüce kalır.

HAYATIN  EN  GÜZEL  ANI

İnsanlar, yalnızlıklarını dağıtanları severler ama kendilerini yalnız bırakanlara  aşık olurlar. Bir gün sıcaklığı ile ısınabileceğin bir dost bulursan, seni kovsa da yanından gitme.

Birinin soğukluğu sana geliyorsa, üşümemek için bırak onu, sana sarılsa da.

Her  zaman  mutluluğun  doruğundayken  gülünmez,  bazen sırf hayata gıcıklık olsun diye uçurumun doruğundayken bile gülümse.

Dostlarınla öyle yaşa ki düşman  olduğunda ; hakkında  söyleyecek sözleri olmasın.

Düşmanlarınla öyle yaşa  ki  onunla  DOST olduğunda  yüzün kızarmasın.

BİR   SARI  LİRA GİBİ SAKLANAN ÖMÜR

‘’Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek’’dediği  gibi şairin, o telaşla bırakın mahallenin yolunda  ılık  rüzgarlarlara taratmayı saçınızı. Sevdiklerimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz, gözümüz  saatte  söyleştik  hep. Yarışır gibi çalıştık, hep yetişecek bir yer vardı.

Bir sonraki günün telaşı bitmedi, başkalarının hayatı, bizimkini aştı. Kör karanlıkta çalar saat  sesi yerine, kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu veya sevgili busesiyle uyanma düşlerini  devamlı erteledik. 20’li yaşlarda 30’lara kurduk saatin alarmını. 30’larımızda 40’lara, belki de 50’lere. Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat. Kışlukta  uyanma fırsatı sunduğunda size , artık uyku girmez oluyor gözlerinize.    Doyasıya söyleşmek için bol zamana kavuştuğunuzda  söyleşecek , paylaşacak kimsecikler kalmıyor yanınızda.

Özenle   sakladığınız ‘’ BİR SARI LİRA’’ ’gibi ömrünüz.

Vakit  gelip sandıktan  çıkardığınızda  bir bakıyorsunuz  ki  ‘’SARI LİRA’’  tedavülden kalkmış.

Henüz tedavülde olan dostlaradır  sözüm ;  bırak bu aptalca yarışı. Yok ki  cebi beyaz kefenin.Para, pul,  iş güç neyine.KIYMETİNİ  BİL  SENİ  SEVENİN…….

Haftanın Sözü:  İnsanın  evrendeki  durumu; bir kedinin kitaplıktaki durumu gibidir. Görür ve dinler ama hiçbir şey anlamaz.

William Jones

 Haftaya  çarşamba  görüşmek ümidiyle sevgiyle  kalın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
muazzezdemir 2016-03-16 22:47:44

sevgili sema hocam.yazdiklarinizda kendi yasamimizi goruyorum herkesin ders almasi ve bilmesi gereken seyler.emeginize yureginize saglik.haftaya gorusmek uzere.sevgiler

banner168

banner229

banner216

banner215

banner159

banner89