Unuttuklarını hatırla, kaybettiysen ara. Özlediysen git, bul.Kırıldıysan affet.

…SEVİYORSAN SÖYLE…

Çünkü; hayat…. Yaşamak için çok kısa.

DOST IRMAK GİBİDİR

Kiminin suyu az, kiminin çok, kiminde ellerimiz ıslanır yalnızca,

Kiminde  ruhumuz  yıkanır  boydan boya.  İnsanlar vardır, üstü  nilüferle  kaplı bulanık bir göl gibi

Ne kadar   uğraşırsanız görünmez dibi,  Ne zaman ve ne geleceğini bilemezsiniz,

İnsanlar vardır, derin bir  okyanus . İlk  anda  ürkütür korkutur sizi.

Derinliklerin de   saklıdır  gizi, daldıkça anlarsınız, tanırsınız.   Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.

İnsanlar vardır, coşkun bir akarsu, yaklaşmaya gelmez,  alır  sürükler.

Tutunacak  yer  göstermez   beyaz  köpükleri. Ne zaman ve nerede bırakacağı belli olmaz.

İnsanlar vardır, sakin akan bir dere, insanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.

Yanında  olmak, başlı başına bir mutluluk,  sesinde tatlı bir durgunluk.

İnsanlar vardır, çeşit  çeşit,  tip tip,  her biri, başka bir karaktere sahip.

Görmeli, incelemeli,  doğruyu bulmalı, her şeyden önemlisi  ‘’İNSAN. İNSAN OLMALI’’

İnsanlar vardır, görürsünüz, berrak, pırıl pırıl, boşa gitmez ne kadar güvenseniz.

Dibini  görürsünüz  her  şey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.

İçi dışı birdir çekinme ondan, her sözü içtendir, her davranışı candan.

Can YÜCEL

AFFET BABACIĞIM

Evlendiğinde babasıyla oturuyor,   gün eşiyle  babasını  yanlarında olması nedeniyle kavga ediyordu. Yine bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve  ‘’ya ben ya baban ‘’dedi. Eşini kaybetmeyi  göze  alamazdı, çocuğu vardı ve eşini seviyordu.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve.  Yıllar önce avcılık merakı yüzünden dağda küçük bir kulübe yapan babasını buraya götürecekti.

Haftada bir uğrayacak, ihtiyaçlarını bırakacak ve eşiyle sorun yaşamayacaktı. Hazırlandı, oğlu da babasına  gelmek istediğini söyleyince, onu da  alarak  yola çıktılar.

Kara kışın tam ortalarıydı, hava çok soğuktu. Öte yandan; nereye gittiklerini anlayan baba, sessizce ağlıyordu. Saatler sonra dağ evine geldiler, ev harabeydi, tavanı akıyordu, barakanın bir köşesini temizledi, getirdiği yatağı yerleştirdi, babasını sırtlayarak yatağa yatırdı. Oda çok soğuktu, yarın yine gelir birkaç  battaniye  getiririm diye düşündü.

Babanın ise içi kan ağlıyordu, yıllarca emek verdiği oğlu, onu terk ediyordu. Küçük çocuk ise şaşkınca seyrediyor ve bir anlam veremiyordu. Artık gitme zamanı idi, babasına eğildi, ellerini defalarca öptü, beni affet diyerek sarıldı ve oğlunun elinden tutarak barakayı terk ettiler.

Oğlu ağlamaya başladı, dedemi o soğuk yerde bıraktın, baba,’’sen   yaşlandığında  da  ben seni buraya mı getireceğim?’’diye sorunca  dünyası başına yıkıldı ve arabayı dağa çevirdi, barakaya ulaştığında ‘’beni affet diyerek babasına sarıldı,’’ ve  beraber hıçkırarak ağladılar. Beni affet diyen oğluna    baba.’’Geri geleceğini biliyordum evlat, ben babama ölünceye kadar  baktım, yanımdan ayırmadım  ki sen beni atasın’’.dedi…..

Haftanın Sözü: Tecrübe; bütün öğretmenlerin en iyisidir.   Publis SYRUS

Haftaya  çarşamba  görüşmek  üzere  sevgiyle kalın.

Yorumlarınız için;  tacidesemasoykan@hotmail.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner168

banner229

banner216

banner215

banner159

banner89